Bilişim Dünyasının Toplum Üzerindeki Etkileri

Günümüzde ülkeler arası mücadele ve savaş yöntemleri son yüzyıl içerisinde teknolojinin gelişimine bağlı olarak evrim geçirmektedir. 2. Dünya savaşı ile birlikte bilgiye ve bilginin ışığında teknolojiye erişim yarışı gelişmiş galip devletlerin birinci hedefi olmuştur. Teknolojinin baş döndürücü, hızlı ve kontrol edilemez gelişimi beraberinde birçok tehdidi de ortaya çıkarmıştır.

Bu tehditlerin başında hiç şüphesiz internet kullanımının dünya çapında hızla yayılması ile birlikte stratejik kurum altyapı ve sistemlerinin bu yapı üzerine inşa edilmesidir. Kontrol ve koordinasyonun yine bu yapı üzerinden sağlanması beraberinde birçok tehdidi getirmektedir. Bu yazımız da sanayi ve ekonomik bilgi casusluğunun dışında toplumların dokularına bilişim sistemleri kullanılarak nasıl yön verildiğini irdelemeye çalışacağız.

Yüzyıllardır toplumlar karşılıklı bilgi alışverişini seyyahlar ve kervanlar yolu ile yapmaktaydı. Bunun dışında bilgin ve alim kişiler toplumların dinamiklerini oluşturan ve bu toplumlara düşünceleriyle yön veren yapıtaşları idi. Zira o dönemlerde bilgiye ulaşmak, okuma ve yazma oranının düşük olması nedeniyle hem kısıtlı hem de siyasi yönetimlerin tutucu olmasından kaynaklı olarak bilgi siyasi iradelere boyun eğmekteydi. Siyasi irade daha çok bilgiyi askeri amaçlar ile kullanmaya çalışmakta insanların gündelik hayatlarına bilgi kavramı pek fazla yansımamaktaydı. Günümüzde ise her birey bilgiye rahatlıkla ulaşabilmekte ve “bilgi kirliliği” ile birlikte aşağıda tanımını yapacağımız “5. Kol faaliyetlerine” mazur kalmaktadır.

Beşinci Kol faaliyetleri içerisinde sabotaj propaganda, provokasyon, manipülasyon ve istihbarat argümanlarını barındıran, etik ve ahlaki kurallardan uzak olan bu tanım şüphesiz bilişim dünyasında da sıklıkla toplumları yönlendirmek amacıyla kullanılmaktadır. Kontrolsüz ve bilinçsiz şekilde kullanılan sosyal medya bunun en bariz örneğidir. Sosyal medya üzerinden belli bir amaca yönelik olarak şartlandırılan bireyler toplumsal olayların ve toplumsal patlamaların yaşanmasına neden olmaktadır. Bu konuyu başka bir makalede detaylı olarak ele alacağız. Zira bu konu belki de şimdiye kadar yeterince tartışmaya açılmayan ve kullanımı toplumlar üzerinde son derece tehlikeli sonuçlar doğuracak bir konudur.

Tekrar konumuza dönecek olursak eğer; internet ağlarının takibi, manipüle edilmesi, bu ağlar üzerinden geniş tabanlı hedef kitlelere anlık olarak ulaşılarak hitap edilebilmesi teknik olarak zor olsa da teoride mümkündür. Günümüzde yeterince eğitilmiş ve gerekli alt yapılar ile donatılmış kişiler, kurum veya örgütler bunu rahatlıkla yapabilmektedir. Sosyal medya üzerinden açılan tartışmalar, anketler ve buna benzer aktiviteler çoğu zaman toplumun hedeflenen konuya yaklaşımının belirlenmesi, tepkisinin ölçülmesi ve eğer beklenen sonuçlar alınamazsa belirlenen hedefe müspet ya da menfi olarak yönlendirilmesi için birer araçtır. Sosyal medya üzerinden bireylerin yeterli bilgi sahibi olmadan kullandığı ya da katıldığı aktiviteler her zaman suistimale açık durumdadır. Zira söylenecek bir cümle ya da hedef toplumun bilinçaltına verilecek bir mesaj toplumu hedeflenen amaca götürecek fitili ateşleyebilir. Bu noktada devreye cümle aralarında devamlı olarak söylenen “üst akıl” olarak tanımlanan istihbarat örgütleri girmektedir. Her istihbarat örgütü bağlı olduğu ülkeye hizmet etmek amacıyla kurulmuş olsa bile bazı zamanlar bu kural değişebilmektedir. Zira bu tür kurumların gizli bir ajandaları olduğu sır değildir. İstihbarat örgütleri gerek direkt olarak gerek taşeronlar kullanarak sosyal medya ve internet siteleri üzerinden provokasyon ve manipülasyon yapabilmektedir. Gündem oluşturma yeteneğine sahip olan bu örgütler, toplumun gözünde itibarı olan haber siteleri ve sosyal medya hesapları ile toplumu bir sonraki aşamaya hazırlamaktadır.

Şu ana kadar tanımını yapmaya çalıştığımız toplumları yönlendiren argümanları genel bir tanım altında toplamak istersek eğer buna “Psikolojik Savaş” diyebiliriz. Psikolojik savaşın amacı tarafların, tarafsızların ya da hedef düşmanın düşünce tarzını kontrol etmektir. Toplum önünde tartışılan her konu, her düşünce, her dini ya da siyasi tartışma psikolojik savaş için ön hazırlık yapılmasında kullanılır. Elde edilen ve kıymetlendirilen bu bilgiler tasnif edilerek psikolojik savaşın her safhasında adım adım kullanılır. Bilişim ve internet dünyasının istihbarat örgütleri ile bu kadar ilintili olmasının ana kaynağı bu platformlardan elde edilebilecek olan sonsuz bilgi kaynağıdır. Tüm gelişmiş ülkelerin istihbarat kuruluşları tarafından kullanılan bu yönteme “Açık kaynak istihbaratı” denmektedir. Yeterli dikkati olmayan, bilişim dünyasında “son kullanıcı” olarak tanımlanan bilinçsiz kullanıcı bu bilginin ana kaynaklarından biridir. Yine sosyal medya kullanıcılarının paylaştığı her bilgide kıymetlendirilmeye değerdir. Hedef toplumun psikolojik yapısının çözülmesi askeri tedbirlere başvurulmadan istenilen şeyleri yaptırabilmek için son derece mühimdir. Zira hedef toplumu yöneten hükümetler toplanan ve değerlendirilen bu bilgiler ışığında köşeye sıkıştırılarak kanunlarını istenilen şekilde değiştirmek zorunda bırakılmaktadır.

Şu ana kadar dilimiz döndüğünce anlatmaya çalıştığımız konular aslında çok uzun yazılarla açıklanması gereken konulardır. Toplumların bu noktada doğru şekilde bilinçlendirilmesi, farkında olmadıkları bu tehlikelerden haberdar edilmeleri bağlı oldukları toplumların istikbali için son derece önemlidir.

Bu konuya bağlı kalmak şartı ile bir sonra ki yazımızda görüşmek ümidi ile diyoruz.