5. Kol Faaliyetleri ve Toplum Üzerindeki Etkileri

Sun Tzu Savaş Sanatı isimli kitabında “Dişe diş savaş akıllı savaşçı için son çaredir” der.

Sun Tzu’nun yaşadığı dönem dikkate alındığında dünya tarihi boyunca devletler arasında en önemli silahı istihbarat unsurlarının oluşturduğu görülmektedir. Sıcak savaş zamanlarında dahi çoğu zaman dikkate alınan etik ve ahlaki kuralları bile hiçe sayan bu unsurlar yüzlerce yıldır devletler arası mücadelelerin görünmeyen yüzünü temsil etmiştir. Fiili mücadele yöntemlerine başvurulmadan önce hedef ülkenin iç dinamiklerinin ve yumuşak noktalarının tespit edilerek amaca yönelik politika geliştirilmesini de bu unsurlar belirlemektedir.

İstihbarat anlaşıldığı şekilde sadece hedef ülkenin gizli ajandasının, amaçlarının veya ekonomik, stratejik, askeri hedeflerinin önceden kestirilmesi için değil; aksine hedef ülkenin zaman içerisinde yıpratılmasını, ırk, din ve dil ekseninde varsa kapanmaya yüz tutmuş yaralarının açılmasını, kültürel soykırım ve asimilasyon projelerinin hayata geçirilmesini mümkün kılar. Ekonomik yönden güçlü ve irade sahibi bir istihbarat örgütü yukarıda kısa başlıklar halinde belirttiğimiz birkaç amaca bile rahatlıkla ulaşabilir. 5 nci kol faaliyetleri terimi ilk olarak Fransız General Franco tarafından söylenmiştir. Sabotaj, propaganda, provokasyon, manipülasyon ve istihbarat argümanlarını kullanan bu yöntem, etik ve ahlaki kuralları hiçe sayarak günümüz dünyasında kullanılmakta hatta çoğu zaman gündelik yaşantımızda bile farkında olmadan bizleri etkisi altına almaktadır. Bu faaliyetlerin hayata geçirilmesinde birçok sosyal unsur kullanılmaktadır. Bu yapıyı bir araya getiren unsurları sıralayacak olursak eğer;

  • Sosyal mühendislik konusunda ileri derecede eğitim görmüş kişiler,
  • Hedef ülkenin sanat ve bilim topluluklarına ya da siyasi kurumlarına sızmış kişiler,
  • Para veya şantaj yolu ile angaje edilmiş kişiler,

Dini ve ahlaki değerleri yüksek olan toplumların içe kapanık yapılarının farkında olan bu unsurlar özgürlük, adalet, hoşgörü kavramlarını birer silaha dönüştürerek hedef ülkenin dokusunda kapanmayacak yaralar açabilir. Yeterince eğitilmemiş, ön yargılı ve bastırılmış insan toplulukları her zaman suistimale açık olduğundan rahatlıkla manipüle edilebilirler.
Beşinci kol faaliyetlerinin ülkemiz üzerindeki etkileri gün geçtikçe kendisini göstermekte ve ülkemizi parçalamayı amaçlayan bu unsurlar günden güne hedeflerine bir adım daha yaklaşmaktadır. Ülkemiz üzerinde gerçekleştirilen 5nci kol faaliyetlerinden bazılarını maddeler halinde sıralayacak olursak;

  • Sosyal medya üzerinden yalan ve yanlış bilgiler kullanarak manipülasyonlar ile halkı kışkırtmaya çalışmak,
  • Devlet otoritesini sarsmak ve kaos ortamı oluşturmak için haklı görünen bahaneler üreterek sokakları eylem alanı haline çevirmeye çalışmak,
  • Ülke içerisinden devşirilen Dernek ya da Sivil Toplum kuruluşlarını hedefledikleri amaçlar doğrultusunda yönlendirmek,
  • Farklı etnik kimliğe sahip toplumlar arasında ki geçici sorunları suni gündemler yaratarak çözülemez hale getirmeye çalışmak,
  • Satın aldıkları köşe yazarları ve kanaat önderlerini medyayı kullanarak ön plana çıkarmak ve bu kişiler üzerinden hedefe yönelik açıklamalar yaptırmak,
  • Dini hassasiyetleri ön plana çıkararak farklı mezhep ve inançtaki toplulukları düşman haline getirmeye çalışmak,
  • Yine medya üzerinden toplumun ahlaki kurallarına aykırı konuları gündemde tutarak dezenformasyon yapmak,
  • Ekonomi üzerinde manipülasyonlar yaparak devletin yaptırım gücünü ve toplum nezdinde ki güven duygusunu yok etmeye çalışmak,
  • Devlet yöneticilerinin özel ve genel yaşamlarını tartışmaya açarak kamuoyu gözünde itibarsızlaştırıp meşruiyetlerinin sorgulanmasını sağlamaya çalışmak,
  • Uyum içerisinde çalışan devlet kurumları arasında çatışma çıkarmaya çalışmak,
  • Toplumun dinamik unsuru olan genç nüfusun ahlaki ve kültürel seviyesini düşürmek için medya ve diğer iletişim araçları ile menfi yönde yayınlar yaptırmak,
  • Gençleri uyuşturucu, alkol ve eğlence kültürüne alıştırmaya çalışmak

Yukarıda saydıklarımız sadece görünen ve seçebildiğimiz amaçlarından bazılardır. Bunlar dışında elbette farklı yol ve yöntemler kullanılarak aynı amaca ulaşılabilir.

Bu tür faaliyetlere farkında olmadan maruz kalan toplumların istem dışı sosyal patlamalar yaşaması kaçınılmazdır. Toplumun yeterince bilgilendirilmemesi ve bu tehditler karşısında karşı politikalar geliştirilememesi nedeniyle ülkenin istikbalini yok etmeye çalışan uluslararası terörizm ve işbirlikçi iç dinamikleri daha çok cesaretlenmektedir.

Bu bağlamda toplum olarak bizlerin yapması gereken itidalli ve sağ duyulu davranarak bu süreci en az zarar ile atlatmaya çalışmaktır. Toplumumuzu bilinçlendirmenin yanı sıra, eğitilmiş ve donanımlı genç kadrolarımızla karşı politikalar geliştirmeye çalışmaktır. Bu topraklar üzerinde yaşayan halkımızın yeterince bilinçlenmesi ve tehditleri önceden görerek bireysel önlemler alması da zaruri bir ihtiyaçtır. Zira yaşadığımız topraklar tarih boyunca en çok kanın döküldüğü coğrafyadır. Aksi halde bu kuşatmadan kurtulmamız ve bu topraklarda özgür olarak yaşamamız mümkün değildir.